Ayıplı Mal ve Tüketicinin Seçimlik Hakları (TKHK m. 8-12)
Satın alınan bir malın beklenen nitelikleri taşımaması, uygulamada en sık karşılaşılan tüketici uyuşmazlığıdır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK), ayıplı mal kavramını ve tüketicinin bu durumda sahip olduğu hakları 8 ilâ 12. maddelerinde ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. Bu yazıda, ayıplı mala ilişkin kanuni rejim madde sistematiği izlenerek ele alınmaktadır.
Ayıplı Mal Kavramı (TKHK m. 8)
Kanuna göre ayıplı mal; tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır.
Kanun, şu hâlleri de ayıplı mal kapsamına almıştır:
- Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerden bir veya birden fazlasını taşımayan mallar,
- Satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı mallar,
- Muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar.
Görüldüğü üzere ayıp yalnızca fiziksel bozukluk değildir; malın reklamda vaat edilen özelliği taşımaması ya da hukuki bir eksiklik içermesi de ayıp teşkil eder.
Satıcının Sorumluluğu ve Reklamların Bağlayıcılığı (TKHK m. 9)
Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini ispatlaması hâlinde bu açıklamaların içeriğiyle bağlı olmaz. Bu istisna dışında, üreticinin veya ithalatçının reklamlarında yer alan taahhütler satıcıyı da bağlar.
İspat Yükü: Altı Aylık Karine (TKHK m. 10)
Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim anında var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığını ispat yükü satıcıya aittir. Bu karine, yalnızca malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyorsa uygulanmaz.
Altı aylık sürenin geçmesinden sonra ortaya çıkan ayıplarda ise ayıbın teslim anında mevcut olduğunu ispat külfeti tüketiciye geçer. Bu nedenle ayıbın ortaya çıktığı tarihin belgelenmesi (servis kaydı, tespit, yazışma) ispat bakımından önem taşır.
Önemle belirtmek gerekir ki tüketicinin, satış sözleşmesinin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde (örneğin açık ayıplarda malın bu hâliyle satın alınması), sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz; bu hâlde tüketicinin seçimlik hakları saklı kalmaz (TKHK m. 10/2).
Tüketicinin Seçimlik Hakları (TKHK m. 11)
Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici, kanunun tanıdığı dört seçimlik haktan birini kullanabilir:
- Sözleşmeden dönme: Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek ödenen bedelin iadesini isteme,
- Bedel indirimi: Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
- Ücretsiz onarım: Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere malın ücretsiz onarılmasını isteme,
- Ayıpsız misli ile değişim: İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme.
Seçimlik hakkın kullanılmasına ilişkin dikkat edilmesi gereken kanuni sınırlar şunlardır:
- Ücretsiz onarım veya değişim hakları, satıcı bakımından orantısız güçlükleri beraberinde getirecekse tüketici bu haklardan birini kullanmaya zorlanamaz; orantısızlığın belirlenmesinde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği dikkate alınır (m. 11/3).
- Ücretsiz onarım veya değişim taleplerinde bu talep satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya karşı ileri sürülebilir; üretici ve ithalatçı, satıcı ile birlikte müteselsilen sorumludur (m. 11/2). Sözleşmeden dönme ve bedel indirimi hakları ise yalnızca satıcıya karşı kullanılabilir.
- Ücretsiz onarım veya değişim talebinin satıcıya/üreticiye/ithalatçıya yöneltilmesinden itibaren azami otuz iş günü (konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda altmış iş günü) içinde yerine getirilmesi zorunludur. Bu süre içinde talep yerine getirilmezse tüketici diğer seçimlik haklarına başvurabilir (m. 11/4).
- Tüketicinin sözleşmeden dönme veya bedel indirimi hakkını seçtiği durumlarda ödenen bedel derhâl tüketiciye iade edilir.
- Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici, bu haklarından biri ile birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir (m. 11/6).
Zamanaşımı (TKHK m. 12)
Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre;
- Konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır,
- İkinci el satışlarda satıcının sorumluluğu bir yıldan, konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda üç yıldan az olamaz.
En önemli istisna şudur: Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz (m. 12/3). Yani satıcının bilerek gizlediği ayıplarda tüketici, iki yıllık süre geçmiş olsa dahi haklarını kullanabilir.
Değerlendirme
Ayıplı mala ilişkin kanuni rejim; ayıp kavramını geniş tutması, reklam vaatlerini bağlayıcı kılması, ilk altı ay için ispat yükünü satıcıya yüklemesi ve üretici-ithalatçıya müteselsil sorumluluk getirmesi yönüyle tüketiciyi güçlü biçimde korumaktadır. Bununla birlikte seçimlik hakların doğru belirlenmesi, sürelerin kaçırılmaması ve ispat vasıtalarının zamanında toplanması, hakkın fiilen elde edilebilmesi bakımından belirleyicidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya somut olaya ilişkin danışmanlık niteliği taşımaz.
← Tüm Yazılara Geri Dön